
Tahmin Değil, Kanıt Kültürü
“Test edelim” cümlesi sunumlarda güzel duruyor ama çoğu şirkette pratiğe geçmiyor. Çünkü test etmek demek, egoyu rahatsız etmek demek. Çok sevdiğin bir görselin çalışmadığını görmek, yanlış hedef kitle seçtiğini fark etmek ya da favori fikrinin kaybettiğini kabul etmek kolay değil.
Ama büyüme tam burada başlıyor.
Gerçek performans bakışı, “Bu fikir güzel mi?” diye sormuyor, “Bu fikir kazandırıyor mu?” diye soruyor. Test kültürü de tam olarak bunu normalleştiriyor: Her fikir denemeye değer, her sonuç öğrenmeye değer.

Our amazing team is always hard at work
Küçük Testler, Büyük Sonuçlar
Dijital reklam tarafında herkes sihirli formülü arıyor: “Doğru kreatif”, “doğru hedefleme”, “doğru kampanya ayarı”. Sanki bir kere bulunacak ve sonsuza kadar çalışacakmış gibi. Gerçekte ise kimsenin ilk denemede tam isabet etme lüksü yok. Ne kadar tecrübeli olursan ol, kampanya performansı tahmin işi değil, test işidir.
İyi işleyen markaların farkı bütçede değil, deneme hızında. Tek bir kampanyaya, tek bir görsele, tek bir başlığa aşık olmuyorlar. Küçük oynamalarla sürekli denerler: başlığı hafif değiştirir, görseli sadeleştirir, açılış cümlesini netleştirir, formu kısaltır, CTA’yı daha anlaşılır yaparlar. Sonra hangisi gerçekten dönüşüm getiriyorsa onu büyütürler. Yani hisle değil, kanıtla devam ederler.


