
Dijital Kültür, Bir Proje Değil, Çalışma Tarzıdır
Dijital kültür, belirli bir tarihte başlayan ve “tamamladık” denilen bir proje değildir. Toplantı yapma biçiminizden, feedback vermeye, kampanya yönetiminden rapor okumaya kadar her yere dokunan bir zihniyet.
Dijital araçları şirkete getirmek kolay. Zor olan, o araçların günlük hayatta gerçekten kullanılması.
Bir örnek: Proje yönetim aracı alıyorsunuz, herkes heyecanlı. İki hafta sonra işler tekrar WhatsApp’a, telefona, sözlü konuşmalara geri dönüyor. Çünkü kültür değişmedi. Hâlâ işleri “hatırlayan” bir iki kişiye güveniliyor. Hâlâ süreçler şeffaf değil. Hâlâ veri ortak değil.
Dijital kültüre geçmek demek, şunu kabul etmek demek:
“Artık bilgi kişilere değil, sistemlere bağlı olacak.
Artık kararlar ‘hissettim’ diye değil, gördüğümüz sayılara göre alınacak.
Artık kimse tek başına kahraman değil; süreçler birlikte akacak.”
Bu bakış açısı yerleşmeden, hiçbir araç kalıcı olmaz.

Küçük Adımlarla Başlamak Daha Gerçekçi
Birçok şirketin yaptığı hata, her şeyi bir anda değiştirmeye çalışmak. Tüm süreçleri, tüm araçları, tüm raporları aynı anda yenilemeye kalktığınızda doğal refleks devreye giriyor: direnç.
Oysa dijital kültüre geçiş, çok daha basit başlayabilir.
Örneğin:
Önce tek bir alanda kural koyarsınız: Her yeni satış fırsatı mutlaka CRM’e girilecek. Mail’de, sözlüde, not defterinde kalmayacak. Birkaç hafta sonra herkes bunun faydasını görmeye başlar: veri kaybolmaz, takip netleşir, kimse “bu kime gitmişti” diye sormaz.
Sonra pazarlama tarafında dersiniz ki: Hiçbir kampanya, net hedef ve ölçüm tanımı olmadan başlamayacak. “Görünür olalım” değil, “şu kadar lead, şu hedef maliyet” diye konuşulacak. Bir süre sonra bütçenin nereye gittiği daha net görülür.
Bu küçük ama tutarlı adımlar, ekibin zihninde şu hissi oluşturur:
“Evet, bu dijital şeyler gerçekten işimizi kolaylaştırıyor.”
İkna böyle gelir, dayatmayla değil.
Dijital Kültür, Slogan Değil, Günlük Disiplin
“Dijital dönüşüm” cümlesi, pazarlama sunumlarında güzel duruyor ama pratikte karşılığı çok net:
Bilgi ortak sistemlerde.
Kararlar veriye dayanıyor.
Süreçler şeffaf.
Araçlar gerçekten kullanılıyor.
Yapay zekâ, işi alan değil, işi hafifleten.
Eğer şirketinizde bu saydıklar yavaş yavaş doğal hale geliyorsa, doğru yoldasınız. Değilse, sorun teknolojide değil; alışkanlıklarda.
Dijital kültüre geçiş, büyük bir kampanya değil. Her gün atılan küçük, tutarlı adımların toplamı. Ve bunu başaran şirketler, sadece “dijital görünenler” değil; gerçekten daha hızlı, daha esnek ve daha dayanıklı olanlar.



